Tüm sağlık çalışanlarının 14 Mart'ı kutlu olsun!

Bir ülkenin yaşam standartlarının hangi düzeyde olduğunu sağlık sisteminin yeterliliği, yaygınlığı ve etkinliği belirlemektedir.

Sağlık sisteminin ağır yükü, bu alanda çalışan tüm hekimlerin, hemşirelerin, sağlık teknisyenlerinin, hasta bakıcıların, kısaca tüm sağlık çalışanlarının elleri üzerinde yükselir. Onların birikimi, emeği, dikkati ve özeni, sağlığın olmazsa olmaz ön şartıdır.

Her türlü baskı, şiddet ve yıldırma politikalarına karşı gece-gündüz demeden büyük bir özveri ile çalışan tüm sağlık emekçilerinin 14 Mart’ını kutluyor, sağlığa gösterdikleri sürekli duyarlılıkları için bir kez daha teşekkür ediyoruz.

Tez-Koop-iş Sendikası
Genel Yönetim Kurulu adına
Haydar Özdemiroğlu
Genel Başkan

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü: Ayrımcılığa, eşitsizliğe, sömürüye ve şiddete hayır…

Kadınların tüm dünyada toplumsal ve siyasal yaşamın tüm alanlarında ikincil bir konumda yer almasına neden olan ayrımcı, dışlayıcı uygulamalara karşı etkili ve kalıcı önlemlerin alınması bir zorunluluktur. Çünkü kadınlara yönelik toplumsal cinsiyet eşitsizliği dünyanın öncelikli sorunları arasındadır. Kısıtlanan özgürlükler, ayrımcı uygulamalar ve pek çok dışlanma biçiminin kadınlarla birlikte anılması, sorunun boyutlarını ve yakıcılığını gözler önüne sermektedir.

Türkiye’nin 1985 yılında onayladığı Birleşmiş Milletler, “Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi”ne göre kadına yönelik ayrımcılık; “siyasal, ekonomik, sosyal, kültürel, kişisel veya diğer alanlardaki kadın ve erkek eşitliğine dayanan insan haklarının ve temel özgürlüklerin, medeni durumları ne olursa olsun kadınlara tanınmasını, kadınların bu haklardan yararlanmalarını veya kullanmalarını engelleme veya hükümsüz kılma amacını taşıyan veya bu sonucu doğuran cinsiyete dayalı her hangi bir ayrım, dışlama veya kısıtlama” olarak tanımlamaktadır.

Ülkemizin farklı bölgelerinde, kültürel temellerin çok ötesinde gerçekleşen toplumsal cinsiyete ilişkin olumsuz uygulamalar, kadınların yaşadıkları sorunların ülke gündeminde sürekli olarak yer alması gerektiğini göstermektedir. Kadınlar, toplumsal yaşamın pek çok alanında; kırda, kentte, sokakta, evde, okulda ve işyerinde eşitsiz ve ayrımcı uygulama ve davranışlarla, fiziksel, sözel, davranışsal ve ruhsal şiddet uygulamalarıyla karşı karşıya kalmaktadır.

Kadınların toplumsal sorunlarına köklü çözümler getirmek için sürekliliği ve kesintisizliği temel alan etkili politikaların oluşturulması gerekiyor. Bu konuda kadın örgütlerinin, sendikaların ve tüm demokratik kuruluşların öncelikli tarihsel sorumlulukları bulunuyor.

Eşitsizliklerin ve ayrımcılıkların ortadan kaldırıldığı yeni bir dünya, insanlık ailesinin ufkunu daha da genişletecektir.

İnsan hak ve özgürlüklerinin tam olarak gerçekleştiği, sömürüsüz, savaşsız, özgür dünya, tartışmasız biçimde kadınların eseri olacaktır.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün ayrımcılığın, dışlanmanın ve eşitsizliğin olmadığı bir dünya umudunu daha da güçlendireceğine inanıyoruz.

Tez-Koop-İş Sendikası
Genel Yönetim Kurulu

“ŞEKER FABRİKALARININ ÖZELLEŞTİRİLMESİNE ŞARTSIZ VE KOŞULSUZ SON VERİLMELİDİR”

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB) 21 Şubat 2018 tarihinde Resmi Gazete’de verdiği ilanla 14 şeker fabrikasının satış yöntemiyle özelleştirilmesi için ihale açtığını bildirdi. Buna göre Türkiye Şeker Fabrikası A.Ş’ye ait 14 şeker fabrikası (Bor, Çorum, Kırşehir, Yozgat, Erzincan, Erzurum, Ilgın, Kastamonu, Turhal, Afyon, Alpullu, Burdur, Elbistan ve Muş fabrikaları) açık arttırma yöntemi ile satışa çıkartılacak.

Türkiye tarımının ve genel olarak ülke ekonomisinin en önemli kamu kuruluşlarından olan Şeker Fabrikalarının satılarak özelleştirilmesi, yüzbinlerce köylünün zorluklarla sürdürdükleri yaşamlarını daha da kötüleştirecek ve aynı zamanda binlerce şeker işçisinin işsiz kalmasına neden olacaktır. Özelleştirmenin yaratacağı sonuç yalnızca istihdama ilişkin sonuçlar olmayacak aynı zamanda 80 milyonluk ülkenin doğal şeker yerine insan sağlığına açık zararı bulunan, obezite ve kanser başta olmak üzere beslenme bozukluklarına yol açan nişasta bazlı şekere mahkum olması sonucunu doğuracaktır.

2000’li yılların başından itibaren hız ve ivme kazanan ve her geçen yıl daha da arttırarak geliştirilmek istenen özelleştirme çabalarının sonuçları Seka’da, Türk Telekom’da, Tekel’de, Tüpraş’ta nasıl yıkıcı olmuş ise Şeker Fabrikaları’nın özelleştirilmesi aynı biçimde nişasta bazlı şeker üreticisi çokuluslu şirketlerin istekleri doğrultusunda ekonomiyi ve tarımı aynı biçimde olumsuz olarak derinden etkileyecektir.

Birer kamu kuruluşu olarak tüm ülkemizin ortak varlığı olan ve bulundukları il, ilçe ve köylerlerde ekonominin itici gücü rolünü oynayan Şeker Fabrikalarının satılarak özelleştirilmesine suskun kalmak olanaksızdır.

Şeker Fabrikalarının özelleştirilmesi her yurttaş için, her sendika ve demokratik kurum ve kuruluş için tepki gösterilmesi gereken bir yurttaşlık sorumluluğudur. Sorun ülkemize, alınteri ile tarlalarını sürerek zor koşullarda şeker pancarı üreten köylülerimize; pancarı alınlarının akyüzü gibi şekere dönüştüren işçilerimize duyduğumuz saygıdır ve onurdur.

Şeker Fabrikalarının özelleştirilmesi girişimlerine şartsız ve koşulsuz son verilmelidir.

Yüzbinlerce köylünün ve onbinlerce işçinin alınteri, özelleştirme ile kirletilmemelidir.

Tez-Koop-İş Sendikası
Genel Yönetim Kurulu

 

TÜBİTAK Başkanlığı’na Atanan Prof. Dr. Hasan Mandal’ı Kutlarız

Sendikamızın örgütlü bulunduğu Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Başkanı Prof. Dr. Ahmet Arif Ergin Bakanlık Müşaviri oldu.

Fatih Üniversitesi kurucularından Prof .Dr. Mehmet Ergin’in oğlu olan Prof. Dr. Ahmet Arif Ergin TÜBİTAK işyerine atandığı günden itibaren bilimsel araştırmalarla uğraşmak yerine bir kısım yöneticiler ile birlikte çalışanlarla ve çalışanların hangi sendikaya üye olduklarıyla ilgilenmiştir.

İşyerinde çalışma barışını bozan bu davranışları şahsım ve Türk-İş yöneticilerimiz aracılığıyla Sayın Bakan Faruk Özlü’ye de iletilmiştir.

Sayın Başkan, insanların demokratik haklarını kullanarak yaptıkları tercihlerini değiştirmek için harcadığı zamanı ve emeği keşke kurumun asıl görevi olan bilimsel araştırmaya harcasaydı.

Kurum Başkanlığına atanan Prof. Dr. Hasan Mandal’ın TÜBİTAK’ı ve bu işlerle uğraşan bir kısım yöneticilerini asıl görev alanına çekeceğine olan inancımız sonsuzdur.

Yeni Başkan Prof. Dr. Hasan Mandal’a görevinde başarılar dilerim.

Haydar ÖZDEMİROĞLU
Tez-Koop-İş Sendikası
Genel Başkanı

EĞİTİM

img

 

Örgütlenme

img

Toplu Sözleşme

img

 

EYLEM VE ETKİNLİKLER

img

 

Basın Açıklamaları

img

YAYINLAR

img

 

BASINDA SENDİKAMIZ

img

Yasalar ve Mevzuat

img